Geniş Aileyle Çocuk Eğitiminde Deneysel Yaklaşımlar

“Kızım bak o öyle değil, bazen insanlar bir konu hakkında bilgisinin fazla olduğunu anlatabilmek için, ‘Onun kitabını yazdım ben’ gibi bir deyim kullanır. Amcan da öyle bir şey söylemek istemiş sana. Oğlum söyle şeyler söylemesene kıza” diyerek durumu anlatmaya çalıştım ama hayır efendim, çocuğumuzda amcasının verdiği her tür bilginin doğru, her türlü bilginin yararlı ve kullanılabilir olduğu yer etmiş. Nasıl yer etmiş bunu asla çözemedik. Benim yardımlarım işe yaramamış olacak ki her Harry Potter filminin sonunda yazılar akarken amcasının ismini aradı, şahane kızım.

Çocuk yaptıktan sonra ondan herhangi bir beklenti içine girmemenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Elbette bu kötümser bir durum değil, yanlış anlaşılmasın. Sadece çok fazla hayal kurmanın, hedefleri yüksek tutmanın daha fazla hayal kırıklığına sebep olacağını düşünüyorum. Tabi bundakızım Leyla’nın küp sokması gereken yere küre şeklindeki oyuncağı sokmaya çalışması, işin kötüsü bunu başarması etkili olmuştu. “Yani” dedim kendi kendime, “Belki çok zeki olmasına gerek yok, kas gücüyle de bir şeyleri halledebilir ileride…”

Kaldı ki birçok etmen size, dolayısıyla da çocuğunuza bir yol çiziyor. Bu etmenleri ben ikiye ayırıyorum; kontrol edilebilir olanlar ve kontrol edilemeyenler. Aile ortamının dahi kontrol edilemeyen etmenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bir gün sinirli olabilirsiniz, bir gün neşeli, mutlu, mutsuz… Tüm duyguları sıralamanın anlamı yok, kendimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Her seferinde çocuğuma aynı tepkileri veremeyeceğimi anlamıştım. Yani kendi yarattığımız ortamda bile ona her seferinde aynı sabırla yaklaşamıyordum. 

Geniş aile ise bambaşka bir hikaye. Çocuğumu en az benim kadar seven, onu düşünen koruyan kollayan sülalem Leyla’ya bir şeyler öğretirken benden daha sabırlı yaklaşıyorlar ama benim kadar ince eleyip sık dokuyorlar mı? 

– Alo! Nasılsın kardeşim? 

– İyiyim abi sen nasılsın? 

– Sağ ol, fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum.

– Hadi bakalım ciddi bir şeye benziyor.

– Oğlum neden çocuğa Hindistan’da devler var diye öğretiyorsun?

– Ne?

– Leyla’ya, “Hindistan’da devler var, bina boyutunda insanlar var. Orada yaşıyor, ama kimseye zarar vermiyor” falan demişsin.

– Allah allah bu çocuk nasıl bu kadar şeyi aklında tutabiliyor?

– Birader neden “Devler var” diyorsun ki?

– Abi sürekli Hindistan’da ne var deyip duruyordu?

– Mantıklı bir şekilde anlatsana neler olduğunu.

– Abi her şeyi anlattım, hâlâ, “Başka ne var?” diye soruyor. Ne deseydim?

– “Devler yaşıyor” dedin sen de?

– Ne olabilir ki? Hayal gücü geniş bir çocuk derler.

– Dalga geçerlerse?

– İşte, öğrensin dalga geçilmemesi gerektiğini…

Böyle büyütmeye karar vermişiz Leyla’yı, benim ve Hindistan’daki devlerin bundan haberi yok ama…

Harry Potter ve saz arkadaşlarına âşık olduğu dönemlerden birinde amcasının bulunduğu odadan koşarak yanıma gelip,

“Baba! Biliyor musun? Harry Potter’ın kitabını amcam yazmış” dedi.

“Kızım bak o öyle değil, bazen insanlar bir konu hakkında bilgisinin fazla olduğunu anlatabilmek için, ‘Onun kitabını yazdım ben’ gibi bir deyim kullanır. Amcan da öyle bir şey söylemek istemiş sana. Oğlum söyle şeyler söylemesene kıza” diyerek durumu anlatmaya çalıştım ama hayır efendim, çocuğumuzda amcasının verdiği her tür bilginin doğru, her türlü bilginin yararlı ve kullanılabilir olduğu yer etmiş. Nasıl yer etmiş bunu asla çözemedik. Benim yardımlarım işe yaramamış olacak ki her Harry Potter filminin sonunda yazılar akarken amcasının ismini aradı, şahane kızım.

İşte tam da bilginin en kıymetli, hard diskin de bomboş olduğu günlerden birinde Bostancı-Taksim hattını geçebilmek için sarı dolmuşlardan birine bindik Leyla ile.

İstanbul dışından katılan yarışmacılarımız için “Sarı Dolmuş” kavramını açıklamaya çalışayım; aslında Sarı Dolmuş dediğimiz şey bir toplu taşıma aracı değil, bir olgudur.

Bu dolmuşlar tek bir hat üzerinde gidip gelirler, dolmadan kalkmazlar, bazı olasılık dışı durumlar haricinde herkes ilk duraktan biner, son durakta iner. Bu da kimi zaman dolmuşta bulunan yolcular arasında yeni dostlukların kurulmasına zemin hazırlar. 

Bu vakada dolmuş bostancıdan kalkarken Leyla ile geçip en arkada bulunan dörtlü koltuğa oturduk. Leyla kucağımda. Normalde Sarı Dolmuşlar dişisini etkilemek için trafikte tehlikeleri göz ardı ederek hareket etmeleriyle ünlüdür, fakat o gün yol biraz daha uzun, biraz daha sıkıcı bir hal almaktaydı. Yanımızda oturan ve kuvvetle muhtemel günden dönmekte olan üç yaşlıca teyze Leyla ile ilgilenmekte, ona şirinlikler yaparak çocuğu sıkıcı Sarı Dolmuş eziyetinden kurtarmak istemektedir.

O sırada Leyla hünerlerini göstereceği bir alan bulduğunu hissetmiş olacak ki o güzel sesiyle şarkı söylemeye başlar. (Laf aramızda Leyla’nın sesi gerçekten kötü. Bu konuda genlerini benden almış olacak)

“Ah dede vah dede sen neymişsin sen

Dillere düştüm senin yüzünden”

Şarkı bu, ben de ne olduğunu pek bilmiyorum. Fakat eski bir şarkı olduğunu anlamam yanımızdaki teyzelerin tepkileri sayesinde oldu. Teyzeler, şarkıya ve şarkının 5 yaşında bir çocuk tarafından söylenmesine “büyük bir sürpriz” olarak yaklaştılar ve kahkahalar eşliğinde Leyla’yı sorgulamaya başladılar.

“Ay bu şarkı çok eski bir şarkı, sen nereden biliyorsun bakayım bunu?”

“Dedem öğretti.

“Ay canım benim… Deden başka neler öğretti sana?”

Leyla önce sol elini yumruk yaptı, ardından sol elinin baş parmağını, orta ve işaret parmaklarının arasına soktu ve teyze arkadaşlarımıza doğru aşağı yukarı sabit frekansla sallamaya başladı. Yavrumun eli büyüdü, büyüdü, giderek daha da büyüdü. Futbol topu büyüklüğünde kocaman bir nah, ama çocuk nahı dolmuşta sallanmaktaydı. Önümüzde oturanlar ise teyze arkadaşlarımın ve benim tepkimizden dolayı sanırım, arkaya dönerek nahla tanıştılar. Futbol topu büyüklüğünde çocuk nahı… 

Leyla’nın elini iki elimin arasında saklamaya çalışarak, 

“Kızım o çok ayıp bir şey, asla, yapılmaz öyle” dediğimde ise bağırdı:

“Dedem öğretti. Dedem öğretti!”

“DODOM OGROTTO” 

Yazı hoşunuza gittiyse paylaşabilirsiniz.

Share on facebook
Facebook
Share on pinterest
Pinterest
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on facebook
Facebook